ceylan's profilebuyruuun ben ecolopsis!PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
buyruuun ben ecolopsis!August 21 trash binRüyalar görüyordum onun uykusuzluğuna inat olsun diye. Başka türlü onun nefretinden habersiz yaşayamıyordum. En büyük sorundu benden vazgeçememesi. Kolumu bırakmazken gitmemem için yalvararak, işkence etmekten geri duramamak ne sonsuz bir çelişki idi onun için. Hayatının savaşıydı bu, silahsız bana karşı. Birbirimize dokunmaktaki beceriksizliğimizdi huzursuzluğun belirtisi. Temas etmeden duramazdık ki biz birkaç m2'lik bir odada. Oda yetmiyordu kavgamıza duvardan duvara savrulurken yüksek desibelli kelimeler.
Yine aramıyordu, biliyordu ki benimle konuştuğu zaman farkedecekti ne kadar özlediğini ve bir kez daha saldırmak isteyecekti. Kıyamazdı ki bana; küçük kızıydım ben onun... nefretinin yanına yanaşamayacağı tek şey böyle bir ilahi bağ olurdu ancak.
Uzaktan sevmeliydik birbirimizi belki de...
by ecolopsis October 23 music & meaningHe quit playing his guitar even though she was listening carefully, and now she thinks that no one can ever play the guitar as he did. She still hears the bees humming. He did not only quit his quitar but also the room, the city, smoking, everything...
She couldn't find any proof of signification after his leaving and she's just called it destiny. Isn't it always the same? We always call destiny the things that we don't understand and we can't handle.
by ecolopsis
August 17 hoşçakal...Kendime bir kedi almalıydım, hem de acilen... Ama başım da acayip ağrıyordu. "Çek kanca elini belimden ve tel parmaklarını saçımdan" dedim. "Git sadece". Dağınık bırak, ben toplarım.
Tüccar hastalığı bu yakalandığım. Alma ve satma üzerine kurulu kabuslar, eğreti düğünlerden kalma kedi merdivenleri gibi asılı uykularıma. Bilirim ki sen huzurunu verir, uykunu alırsın bende.
"Gör" dedim ayakkabılarını bağlarken. Aslında bağlamıyordu da ben bir an önce gitmesini istediğim için basit bir kapı önü vedası yaşamaya çalışıyordum. Oysa ki duruyormuş karşımda şaşkınca, farkettim. "Gör" diyebildim sadece. "Tanrı'nın sana öngördüğü ceza benim" diyemedim ama. Anlam bütünlüğü taşımıyorduk artık. Taştı taşıdığımız, suydu, aştı, aşktı, devaydı, cezaydı ama anlam değildi asla. Sözlüklere bir hayli uzaktık ki boştaysan her şeye eşit yakınlıktasındır.
Eşkenar çerçevem esirger mi seni benden, beni senden?
by ecolopsis July 25 kanatlarım
Birbirimizin omzuna konmayı bir türlü beceremediğimiz kara gözlü meleğim, her daim kışı yaşayan duvarlara dayanıp beklemek mi olmalı geceler boyu cezamı tamamlayabilmem için? Bense kanatlarımı takmıyorum eskimesinler diye, saklıyorum el yapımı mücevher sandığımda…
Sensizlik üzemez ki beni, özlemek acıtır içimi ama. İşte o zaman kan kokar ağzım. Ta içimden gelir koku; yeni doğmuş bir ceylan yavrusunu yemişim gibi, bir leş kokusu dolar beynimin kıvrımları arasına. Günahın zevki değil, bu sadece acı; biber kadar acı, daha sertleşmemiş erik çekirdeği kadar acı, yani tam acı, tümüyle hissedebildiğin acı… “Kusursuz bir niyet”ti beni öldürmek; alabildiğine hayvanca, tamamen içgüdüsel. Sabah kalkarsın da şeytan dürter ya birini öldürmen için; “tanıştığımıza memnun oldum katilim, işte her gün öldürebileceğin kadının.”. Saçmalasam da durduramam şimdi yazmayı. Pelteleştiğini hissettiğim gözbebeklerimi sen de hissetmelisin çünkü huzursuz uykuna dalmadan. Hatta uyuma sen ben olmadan ki; sabah ikimizi de dürtsün şeytan öldürme arzusuna doğru. Duymazsak da sürüklesin saçlarımızdan bu müthiş anı çabuklaştırmak için. İki sevgiliden daha ustaca kim dövüşebilir? Bir kadından daha ustaca kim devrilebilir? Ya da bir erkekten daha ustaca kim kanayabilir? Gençlik dolaşmasın artık damarlarımda; aldığım her nefes küf kokulu bir oksijen taşırken kanıma, tek ihtiyacım olan naftalindir artık yatabilmem için “yaşam” uykusuna. Yaşamak demek, rahatsız edilmemek demek çünkü. Bol koyarsanız naftalinlerimi ne sen ne de böcekler yer beynimi. Hani vardır ya böcekler; isimleri neydi unuttum. Sahi senin ismin neydi? Seni ilk gördüğümde de aynı ismi mi kullanıyordun? O zaman, kıyafetin mi farklıydı? Ya da makyajın? Buldum! Kokunu değiştirmişsin. Aşk kokardın eskiden yatağım gibi, şimdiyse daha değişik; nasıl desem, kaynamış süt gibi; 6,5 yaşımın zorlama sabah kahvaltılarından kalma. Erkek olmak da zor değil mi? Sırtındaki “ah”lar ağırlık yapıyorsa birazını ben alayım; “evimiz”e de az kaldı zaten, yorulmuşsundur sen. Ben kendime bir kahve yaparım, sen içmezsin her zamanki gibi. Olsun; sana da kara üzüm yıkarım. Nasıl da unuttum, miyoptu senin gözlerin. Uzaktayken göremezsin ki! Bu yüzden tüm mızıkçılığın. Göremiyorsun, ulaşamıyorsun; hiç riske girmeden her şeyi kökünden yok ediyorsun. Yaşasın! Bak köşede biraz aşk kalmış. Bana şuradan suyu getirir misin bebeğim? Yaşatmaya yemin ederken bir yandan da dua edelim affetmek ve affedilmek için. Omzumdaki ağırlık da ne böyle? Yoksa?.. Evet, galiba meleğim... by ecolopsis erikERİK yaprağının şeklini tarif et desen...
...edemem
tadını gösterebilirim ancak
...bana neşterini ödünç verir misin?
.
.
.
.
.
.
.
.
.
evden bir avuç tuz getirdim
parmaklarını banmanı bekliyorum
...ama bahar gelince çağlalardan fırsat kalırsa
by ecolopsis July 17 unuttumHaydi Allahaısmarladık!
by İlhami Bekir Tez July 07 adım adımsessiz sıradan adımlar geçer hayatından. sessiz, sıradan, isimsiz adımlardan olmak istemedim hiç, o yüzden beceremedim gitmemeyi, sen de beceremedin kal demeyi... kazandıklarım yanında kaybettiğim dokunuşuna ağlamam. dokunuşlar ancak bedenlere köprü olur...
by ecolopsis |
|||
|
|